Askeri Araç Tazminat

ASKERİ ARAÇ TRAFİK KAZALARININ 

 

GİRİŞ                                   :

Bu yazımızda; askeri araçların tek taraflı olarak neden olduğu veya başka araçlarla karıştığı trafik kazalarında ortaya çıkan, ölüm ve bedensel zararların tazmini konusu genel adli yargıda açılan davalar açısından incelenmiştir. Bu konulardaki davaların bazı hallerde genel idari yargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi de söz konusu olabilmektedir. Genel idari yargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılacak davalardaki esaslar ve özellikle dava açma süreleri bu yazımızda açıklananlardan tamamıyla farklıdır. Bu yazımızdaki açıklamalarımızın sadece adli yargıda açılacak davalarla ilgili olduğunu, genel idari yargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılacak davalarla ilgili olmadığını özellikle ve öncelikle belirtmek isteriz. Bu davaların hangi hallerde genel idari yargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılacağı hususu 


ÖREVLİ MAHKEME     :

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu´nun 106. maddesinde "Genel ve katma bütçeli kuruluşlara, il Özel İdareleri ve belediyelere ve kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı bu kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır" denilmektedir. Anılan yasanın sekizinci kısmının "İşletenin Hukuki Sorumluluğu" başlıklı birinci bölümünde yer alan 85-90 maddelerinde, motorlu araçların trafik kurallarına ve gereklerine aykırı davranışları sonunda meydana gelen zararlar nedeniyle gerçek ve özel kişilerle, kamu tüzel kişileri arasında bir ayrım yapılmadan aynı sorumluluk kurallarına bağlı olmaları öngörülmüştür. Yasanın anılan bu hükümleri karşısında, kamu araçlarının verdikleri zararlardan dolayı idare kamu hukuku kurallarına göre değil, "işleten" sıfatıyla özel hukuk kurallarına göre sorumludur. Bu nedenle bu tür bir davanın, bu kuralları uygulamakla görevli adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Diğer yönden, 2918 sayılı kanunun 110 maddesine göre de; işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Yukarıda, giriş bölümünde açıklandığı üzere; bu açıklamalar davanın genel adli yargıda açılması gereken haller içindir. Davanın, genel idari yargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılması gereken haller için bu açıklamalar geçerli değildir. İdari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılacak davalarda uygulanacak esaslar, dava açma süreleri buradaki açıklamalarımızdan tamamıyla farklıdır. Trafik kazalarından doğan davaların hangi hallerde genel idari yargıda veya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılacağı hususu bu yazımızda incelenmemiştir.

YETKİLİ MAHKEME                   :

Askeri araçların neden olduğu ya da karıştığı trafik kazaları ile ilgili tazminat davalarında genel yetkili mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 6 ncı maddesine göre, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Bu tür davaların davalısı bakanlık ve diğer kamu tüzel kişileri olduğundan, bunların yerleşim yeri olan Ankara mahkemeleri bu davalarda genel yetkili mahkemelerdir. Ayrıca; 6100 sayılı kanunun 7 nci maddesine göre; davalı birden fazla ise; dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Aynı kanunun 16 ncı maddesine göre; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Diğer yönden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110 maddesine göre; motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

TAZMİNAT HESABI                   :

Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Tazminatın kapsamı ve ödenme biçimi, durumun gereği ve özellikle kusurun ağırlığı göz önüne alınarak belirlenir. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise tazminat indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse tazminat indirilebilir. (6098 sayılı Borçlar Kanunu Madde 50-52)

BEDENSEL ZARARLAR:

Bedensel zararlar kapsamında; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların karşılanması talep edilebilir. (6098 sayılı Borçlar Kanunu Madde 54) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak ödenmektedir. Geçici iş göremezlik tazminatı; kaza tarihinden tedavi sonuna kadar olan kayıpları karşılar. Sürekli iş göremezlik tazminatı ise, belli bir oranda malul, iş göremez hale gelmiş olanlara; maluliyet/iş göremezlik oranı, aylık geliri, yaşı, kusuru vb. faktörlere göre hesap edilecek ve ödenecek bir tazminattır. Kişinin kısmi sürekli bir iş gücü kaybı söz konusu olduğu durumlarda, bu haliyle mevcut işine devam ediyorsa ve gelirinde bir azalma yoksa dahi, yine de mevcut işini veya bundan sonra yapacağı işini bu oranda fazladan bir efor sarf ederek yapması gerekeceğinden bir tazminat ödenir. Uygulamada buna efor kaybı tazminatı da denir.  

ÖLÜM HALİNDE UĞRANILAN ZARARLAR:

Bu kapsamda talep edilebilecek zararlar; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplardır. (6098 sayılı Borçlar Kanunu Madde 53) Destekten yoksun kalanların mutlaka mirasçı olması gerekmez. Kişinin desteği ile geçinen, mirasçısı olmayan kişilere de şartları varsa tazminat ödenir.   

MADDİ ZARAR HESABI:

Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar Borçlar Kanunu hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Borçlar Kanunun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. (6098 sayılı Borçlar Kanunu Madde 55)

 

MANEVİ TAZMİNAT:Bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde tutularak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. (6098 sayılı Borçlar Kanunu Madde 56) Manevi tazminatın miktarını olayın özelliklerine göre mahkeme takdir eder. 

KUSUR DURUMU                         :Kusur durumu, maddi tazminat miktarını doğrudan etkileyecektir. Manevi tazminatın takdirinde de doğal olarak mahkemece dikkate alınacaktır.  

NAKDİ TAZMİNAT MAHSUBU          :2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6. maddesi gereğince, bu kanuna göre ödenecek nakdi tazminat uğranılan "maddi ve manevi" zararların karşılığıdır. Bu durumda; ödenen nakdi tazminatın, mahkemece takdir edilecek bir bölümü manevi tazminat karşılığı, kalan kısmı ise maddi tazminat karşılığı olarak kabul edilmelidir.   Bu kapsamda yapılması gereken; kişiye ödenen nakdi tazminattan, mahkemece takdir edilecek bir bölümünün manevi tazminat karşılığı olarak ayrılması, geri kalan tutarın maddi tazminat karşılığı olarak kabulü ile faizi ile birlikte maddi tazminattan indirilmesi gerekir. Yargıtay uygulamaları bu doğrultudadır.

ZAMANAŞIMI-DAVA AÇMA SÜRESİ           : 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/1-2 maddesine göre; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.

Ancak, burada bir kez daha belirtmek istiyoruz ki, burada sözünü ettiğimiz; 2 yıl, 10 yıl, ceza zamanaşımı gibi süreler, davanın "genel adli yargıda" açılması gereken haller içindir. "Genel idari yargıda" veya "Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde" açılacak davalarla ilgili süreler burada açıklanan; 2 yıl, 10 yıl ve ceza zamanaşımı sürelerinden tamamıyla farklıdır.

"Genel idari yargıda" veya "Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde" açılacak davalarda; ölüm halinde ölenin yakınlarının ölüm tarihinden itibaren 1 yıl içinde, yaralananların ise rapor veya rapor onay tarihinden itibaren 1 yıl içinde idareye başvurmaları, bu başvurularının reddi üzerine 60 gün içinde davalarını açmaları gerekir. Şayet idare bu başvuruya 60 gün içinde bir cevap vermez ise ikinci 60 gün içinde dava açılmalıdır. "Genel idari yargıda" açılacak davalarla ilgili özellikler ve ayrıntılar için 2577 sayılı, "Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde" açılacak davalarla ilgili özellikler ve ayrıntılar için ise 1602 sayılı yasa hükümlerinin incelenmesi ve idare hukuku ilkelerine göre hareket edilmesi gerekir.