Ayıplı Mal Tazminat Hakları

  • Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk 

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesine göre; "Tüketicinin seçimlik haklarından birisi ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve /veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı/üreticiden tazminat isteme hakkına sahiptir." 

Ayıplı bir mal bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya malın zarar görmesine neden olmuşsa imalatçı- üretici doğan zararları, kusur şartı aranmaksızın tazmin etmekle yükümlüdür.

Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik

Sorumluluk

MADDE 6 — Ayıplı bir malın, bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına veya bir malın zarar görmesine sebep olması halinde imalatçı/üretici doğan zararı, kusuru aranmaksızın tazmin etmekle yükümlüdür.

İmalatçının/üreticinin, sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin, malın ayıbını, uğradığı zararı ve ayıp ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmesi gerekir.

Ayıplı malın neden olduğu zararlardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu taktirde, bunlar müteselsilen sorumludurlar. Ancak zararın, tüketicinin veya tüketicinin sorumlu olduğu üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanması halinde tüm hal ve şartlar göz önüne alınarak, imalatçının/üreticinin sorumluluğu azaltılabilir veya kaldırılabilir.

Bilim ve teknolojide ulaşılan düzeyin, malın piyasaya sürülmesinden sonraki 10 yıl içinde ayıplı olduğunun tespit edilmesine imkân tanıması halinde, imalatçı/üretici, bu ayıbın olası zararlı sonuçlarını, ortadan kaldırmak için azami çabayı sarf etmemesi durumunda 7 nci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde ve son fıkrasında yer alan sorumluluktan kurtulma sebeplerini ileri süremez.

Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik

Sorumluluktan Kurtulma

MADDE 7 — İmalatçı/üretici aşağıdaki durumlardan birini ispatladığı taktirde malın sebep olduğu zarardan sorumlu tutulamaz:

a) Malı piyasaya sürmemiş olması,

b) Malın, satılmak gayesiyle veya ticari faaliyetlerin seyri sırasında üretilmemiş olması,

c) Tüm hal ve şartlar göz önünde bulundurulduğunda, zarara sebep olan ayıbın, mal piyasaya sürüldüğünde mevcut olmaması,

d) Malın teknik düzenlemesinin ayıba neden olması,

e) Mal piyasaya sürüldüğünde mevcut bulunan bilimsel ve teknolojik bilgilerin, ayıbın varlığının bilinmesine imkân vermemesi,

Nihai malın tasarımı ya da bu malın imalatçısının/üreticisinin talimatı sebebiyle, bütünü oluşturan parçalardan birinin imalatçısı/üreticisi, o malın ayıbından sorumlu değildir.

Kusursuz sorumlulukta zarar görenin, uğradığı zararı, malın ayıplı (güvensiz) olduğunu ve ayıp ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmesi yeterlidir. Ayrıca, imalatçının kusurunu ispatlaması gerekmez. 

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 27.03.1995 tarihli ve E.1994/6256 K. 1995/2596 sayılı kararında"... imalatçı, bir malı imal eden ve piyasaya süren kimsedir... imalatçının sorumluluğu, BK.'nun genel ilkesi uyarınca, bir kusur sorumluluğudur... imalatçı faaliyeti dolayısıyla hukukun gerekli kıldığı ve alınmasını imalatçıdan beklenebilir bulduğu bütün özeni göstermekle yükümlüdür... objektif özen sorumluluğu gereği, imalatçı, tehlikeyi uzaklaştırmak için gerekli güvenlik ve denetim önlemlerini almalıdır. İmalat işinin çok komplike olması nedeniyle, zarar görenin bazı hususları kanıtlaması imkânsız olacağından fiili karinenin ispat yerine geçmesi kabul edilmelidir. Zararın imal edilen şeyin kullanımından kaynaklanmadığını imalatçı kanıtlayacaktır." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. 

Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesinin aksine zararın üründen kaynaklanmadığının ispatını imalatçıya yüklemiştir. 

Aynı kararda, "...Türk öğreti ve uygulamasında da, İsviçre'de olduğu gibi yapımcıların sorumluluğunun yasadan doğan (mülga BK m. 41 vd.) kusur sorumluluğu olduğu benimsenmiştir. Yapımcının imal ettiği malda saptanan yapım bozukluğu, montaj hatası nedeni ile o malı alan, kullanan herkese karşı sorumlu olacağı üretim ve montaj hatası nedeniyle haksız bicimde zarara uğrayan kişilerin objektif nitelikte bu zararlarının yapımcı tarafından giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir..." seklinde yapılan değerlendirme ile Türk öğretisinde kusur sorumluluğunun hâkim görüş̧ olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.2.2005 tarihli ve E.2004/7799, K. 2005/1330 sayılı kararında, "...Davacı, zarar gören konumunda olup, bu zararın davalının ürettiği araçtaki yapım hatasından kaynaklandığı iddia edilmiştir. İddia ve somut olayın oluş̧ bicimi itibariyle konu, imalatçının sorumluluğunu çağrıştırmaktadır. İmalatçının sorumluluğundan doğan tazminat davaları da, haksız eylemden doğan davalardaki yönteme göre çözümlenmelidir." gerekçesine yer verilmiştir. 

Üreticinin Sorumluluktan Kurtulması 

Genellikle Çerçeve Kanun olarak adlandırılan 4703 sayılı Kanun, üreticinin, güvensiz üründen hangi hallerde sorumlu olmayacağını da düzenlemiştir. Kanunun 5 inci maddesi dördüncü̈ fıkrası, "Üretici, güvenli olmadığı tespit edilen ürünün kendisi tarafından piyasaya arz edilmediğini veya ürünün güvenli olmaması halinin ilgili teknik düzenlemeye uygunluktan kaynaklandığını ispatladığı takdirde sorumluluktan kurtulur." seklinde hükme bağlamıştır. Her ne kadar Kanun idari yaptırım uygulanabilmesi için üreticinin kusursuz sorumluluğunu esas almış̧ ise de sorumluluktan kurtulabilmesine de olanak tanımıştır. Kusurlu veya kusursuz kendi davranışlarından kaynaklanmayan güvensizliklerden dolayı kurtuluş̧ kanıtı ileri sürebilecektir. Ayrıca, TKHK uyarıca yürürlüğe konan "Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik" ile AB Ürün Sorumluluğu Direktifi de üretici için sorumsuzluk hallerini düzenlemiştir. Buna göre, üretici; 

  • Ürünü piyasaya kendisinin sürmediğini (örneğin: ürünün çalınmış̧ olması), 
  • Ürünün piyasaya sürüldüğünde kusurlu olmadığını (kusurun sonradan oluşması), 
  • Ürünün satılmak amacıyla üretilmediğini, 
  • Ürünün güvenli olmama halinin üretim sırasında esas alınan ve yetkili kuruluşça yürürlüğe konmuş̧ bulunan zorunlu düzenlemelere uygunluktan kaynaklandığını, 
  • Ürünün piyasaya sürüldüğü esnadaki bilimsel ve teknik bilgi durumunun kusuru/riski anlamaya yetecek derecede bulunmadığını (gelişmeden kaynaklanan riskler). 

Kanıtlaması halinde, TKHK'ya göre ürünün yol açtığı zararlardan ve 4703 sayılı Kanuna göre idari yaptırım sorumluluğundan kurtulabilecektir. "Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik" de açıklanan sorumluluktan kurtulma halleri üründen zarar göreninin tüketici olması ile sınırlıdır. Güvenli olmayan üründen zarar görenin ticari ve mesleki faaliyette bulanan kişiler olması durumunda, üretici kurtuluş̧ kanıtı ileri sürebilir mi? Bu durumda da genel hükümler çerçevesinde, üreticinin (imalatçı/ ithalatçı) yukarıda sayılan hallerden bir veya birkaçını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabileceği kanaatindeyim. Ancak, tazminat sorumluluğu ve idari yaptırım sorumluluğu bakımından ileri sürülebilecek kurtuluş̧ kanıtları, cezai sorumluluk bakımından da ileri sürülebilir mi? Yani cezai sorumluluktan kurtulabilir mi? Ya da her hukuk alanının maddi ve şekli hukuk yönünden aradığı tazminat/cezalandırma unsurları farklılığı nedeniyle bu hususlar, maddi ceza hukuku bakımından ayrıca mı değerlendirilecektir? Bu konular incelenmeye ve değerlendirmeye muhtaçtır.